
|
Konjestif
Kalp Yetersizliği (KKY)
Prof.Dr Ergün Çil
|
|
Konjestif
kalp yetersizliği (KKY), organizmanın metabolik ihtiyaçlarını karşılayacak yeterli
kardiyak debinin sağlanamaması halidir. Kalp kendine gelen kanın hepsini
perifere atan bir pompa gibidir. Kalp, gerekli olduğu durumda yedek
kapasitesini kullanarak debisini %200-600 oranında arttırabilir. Kalbin yedek
kapasite-sinin aşılması veya artan debi ihtiyacını karşılayamaması
durumunda KKY görülür.
FİZYOPATOLOJİ:
Kalbe
ne kadar fazla kan gelirse (kalbe gelen kan=preload), yani diyastolde kalp ne kadar gerilirse,
sağlıklı bir kalp de debisini o kadar arttırabilir. Çünkü kalp kası ne
kadar gerilirse, kasılma gücü de o oranda artar (Frank-Starling
yasası). Kalp, değişik koşullar altında Frank-Starling (F-S)
yasasını farklı biçimde uygular (Şekil
1). Kasılma gücü azalmış bir kalp kasılabilmek için daha fazla dilate
olmalıdır. Fakat buna rağmen yine de normal bir kalbin debisine ulaşamaz. Eğer
kalp zaten genişlemiş ise yani preload artmışsa (soldan sağa şant, anemi,
kapak yetersizliği v.b.) kalbin daha fazla genişleyerek kasılma gücünü
arttırması mümkün olamaz. Benzer şekilde afterload
(kalbin önündeki direnç) artışı ve
hipoglisemi gibi metabolik bozukluklar gibi patolojiler de kalbin kasılma
gücünü azaltır. KKY’de eksitasyon-kontraksiyon ikilisi anormaldir. Bunun
nedeni ise Tablo 1’deki nedenlere bağlı olarak myofibrillerin gereksinimi
olan maddelerin (oksijen, glikoz, kalsiyum v.b.) temin edilememesidir.
KONJESTİF
KALP YETERSİZLİĞİ NEDENLERİ:
Yenidoğanlarda
sık görülen perinatal hipoksi, tüm dokularda olduğu gibi myokardda da
hipoksiye yol açarak, eksitasyon-kontraksiyon ilişkisini bozarak KKY oluşturur.
Yenidoğan sepsisi ve myokardit gibi enfeksiyonlar da neden olabilir.
Hipokalsemi, hipoglisemi yanında AS, AK gibi bazı konjenital kalp hastalıkları
da yenidoğan döneminde KKY yapabilir.
Süt
çocuklarında 1. aydan itibaren VSD, PDA gibi soldan sağa şantlı KKH kalp
yetersizliğine yol açmaya başlar. Enfeksiyonlar ve böbrek yetersizliği de
diğer nedenler arasındadır. Oyun ve okul çağındaki çocuklarda ise bu
nedenlere akut romatizmal ateş ve sistemik hipertansiyon da eklenebilir.
KKY
ADAPTASYON MEKANİZMALARI:
Kalp kendini yüksek debi gerektiren durumlara göre ayarlar. Bunun için aşağıdaki
mekanizmalardan yararlanılır.
1.
VENTRİKÜL DİLATASYONU: Frank-Starling
yasasına göre genişleyen kalbin kasılma gücü artar (Şekil 1).
| |
2.
VENTRİKÜLER HİPERTROFİ /
HİPERPLAZİ :
Uzun
süre afterload artışı hipertrofiye yol açar. Fetal dönem dışında
hiperplazi oluşmaz.
3.
ADRENERJİK MEKANİZMALAR: Kardiyak
debinin yetersiz olduğu durumlarda, adrenalin ve noradrenalin salınarak kalbin
inotropik gücü arttırılır. Buna bağlı olarak taşikardi, terleme,
sistemik rezistans artışı (tansiyon yükselmesi) görülür.
4.
ERİTROSİTLERDE OKSİJEN TAŞINMA DEĞİŞİKLİKLERİ:
Hb.
dokuya taşıdığı O2‘in 1/4 veya 1/3’ünü bırakırken,
KKY’de daha fazla oksijen bırakır. Bu nedenle Venöz O2 saturasyonu
azalır, arter-ven O2 farkı artar. (Periferik siyanozun kökeninde
bu fizyoloji yatar.)
5.
RENAL MEKANİZMA: Kardiyak
debi düşüklüğüne bağlı gelişen hipotansiyon renal perfüzyonu bozar.
Bunun sonucunda renin-anjiotensin-aldosteron mekanizması uyarılır ve vücutta su
ve tuz tutulur. Böylece kan volümü artar, kalbe daha çok kan gelir. F-S
yasası gereği myokardın kasılma gücü artar. Böbrek perfüzyonu düzelince
bu mekanizma devreden çıkar.
6.
ATRİYAL NATRİÜRETİK FAKTÖR (ANF): Kompansasyon
mekanizmaları ile kardiyak debi yeterince yükseltilemezse devam eden renal
mekanizma ile su ve tuz tutulumu çok fazla artar. Kalbe gelen fazla kanın
hepsi perifere atılamaz ve kalp dilate olur, F-S yasası yararlı olmaz, tam
tersine kardiyak debi daha da düşer. Atriyumların çok gerildiği durumlarda
ANF salgılanır ve böbreklerden su ve tuz atılarak, aşırı su ve tuz
tutulması önlenme, kısır döngü kırılmaya çalışılır.
İşte
KKY, tüm bu kompansasyon mekanizmalarının kısmen veya tamamen yetersiz
kalması demektir.
YENİDOĞAN
VE KÜÇÜK SÜT ÇOCUĞUNDA KONJESTİF
KALP YETERSİZLİĞİ
Yenidoğan
ve küçük süt çocuğunda kalp yetersizliği daha
çabuk ve daha sık görülür. Nedenleri:
1.
Fetal myokard ve sempatik sistem immatürdür, myokardın noradneralin
depoları yetersizdir,
2.
Diyastolik volüm zaten yüksektir, F-S yasasının fazla yararı olmaz,
3.
Kalp hızı normalde yüksektir (140-160/dk), daha da yükselmesi
diyastol için gereken süreyi kısaltarak, doluşu azaltır, kardiyak debinin
daha da düşmesine yol açar.
Görüldüğü
gibi bebeklerde kalbin yedek kapasitesi oldukça azdır. Kalp zaten maksimale
yakın kapasite ile çalışmaktadır. Bu nedenle, bebeklerde kalp yetersizliği
daha sık görülür ve tedavisi zordur.
KLİNİK
BULGULAR: Hastaların
bir kısmında kompansasyon mekanizmaları tamamen iflas etmiş olup hastalar
istirahatte bile kalp yetersizliğindedir. Bir kısmı istirahat halinde rahat,
fakat hafif hareketlerle bile kalp yetersizliği belirginleşir. Diğer bir kısmında
ise günlük faaliyetlerle hasta rahat, ancak hızlı yürüme, koşma, merdiven
çıkma ve spor gibi durumlarda bulgu oluşur.
Yenidoğan
ve süt çocuklarında özellikle emme sırasında (emme
bebek için önemli bir efordur.)
terleme, nefes nefese kalma, yorulma ve emmeyi sürdürememe görülür. Bu sırada
hafif bir siyanoz veya renkte koyulaşma farkedilebilir. Normal bir bebek
yorulmadan 15-20 dk emebilirken, bu bebekler kısa süre emip, hemen memeyi bırakırlar.
Bunun sonucunda kilo alamama ve malnutrisyon ortaya çıkar. Muayene sırasında
çocuğun huzursuz olduğu, hızlı nefes aldığı, derisinin nemli olduğu,
kalp sesleri dinlendiğinde ise taşikardi ve gallop ritmi farkedilir. Dispne,
takipne, interkostal çekilmeler vardır ve akciğerlerinde dinlemekle raller
duyulabilir. Karaciğer büyüklüğü ve periorbital ödem de bulunabilir. Küçük
çocuklarda (ayakta gezmediği için) pretibial ödem bulunmaz. Yerçekimi
nedeniyle ödem sakral bölgede ve yüzde görülür.
| |
Büyük
çocuklarda ise anamnez bulguları, çabuk yorulma, nefes darlığı, iştahsızlık,
öksürük, dispne, göğüs ağrısı ve çarpıntı gibi bulgulardır.
Muayenede taşikardi, gallop ritmi, akciğerlerde raller, hepatomegali,
kardiyomegali, ödem ve venöz dolgunluk şeklindedir.

LABORATUAR
BULGULARI
TELEKARDİYOGRAFİ:
Kardiyomegali
ve altta yatan kkh 'ye ait bulgular vardır. Ayrıca ağır vakalarda akciğer
ödemi bulguları vardır
EKG:
KKY'ye spesifik bulgu yoktur. Ancak altta taşiarşitmi varsa onun bulguları görülür.
EKO:
Ventrikül
dilatasyonu, ejeksiyon ve kısalma fraksiyonlarında azalma, preejeksiyon zamanında
uzama ve ejeksiyon zamanında kısalma görülür.
KAN
GAZLARI
:
pO2 azalır, respiratuar ve/veya
metabolik asidoz görülebilir.
ELEKTROLİTLER:
Su tutulmasına bağlı olarak Na düzeyi düşer.
SEDİMENTASYON
HIZI:
Azalır. Enfeksiyon sonucu yüksek olması gerekirken bile normal bulunabilir.

TEDAVİ
1-GENEL
ÖNLEMLER: Nedene
yönelik tedavi esastır. Hastaların yatak istirahati ve efordan kaçınması
gerekir. Yaklaşık 45°
açı ile yatması rahatlık sağlar. Kalp yetersizliği nedeniyle huzursuz olan
ve ateşli hastalarda, sedasyon yapmak ve ateşi düşürmek hastayı rahatlatır.
Ağır solunum sıkıntısı ve siyanoz varsa oksijen verilebilir. Sıvı kısıtlaması
için aşırı sıvı alımı engellenmeli ve ihtiyacı kadarını vermelidir.
Tuz kısıtlaması bebeklerde
gereksizdir.
Yenidoğan
ve süt çocuklarında oral beslenme çocuğu çok yoruyorsa nazogastrik
beslenme de yapılabilir.
2-DİGİTALİZASYON/DİGOKSİN:
Digital
Ca pompasını inhibe ederek hücre içi Ca konsantrasyonunu arttırır. Böylece
kalbin inotropik gücünü (kasılma gücü) arttırır. EKG'de PR uzaması, ST
çökmesi, T düzleşmesi bulguları
ortaya çıkar. Toksisite oluştuğunda EKG'de atriyal disritmi, 1.-2. veya 3.
derece AV blok, atriyal ve ventriküler ekstrasistol, ventriküler taşikardi,
Ventr. fibrilasyon oluşabilir. Digoksin toksikasyonunda bulantı, kusma (çocuklarda
seyrektir), bradikardi, aritmi, renkli görme ve iştahsızlık görülebilir.
İV
verildiğinde15-30 dk.’da, oral verildiğinde 30-60 dk.’da etki başlar. İV:1-4
saatte, PO: 2-
| |
6
saatte pik etki görülür. Gastrointestinal sistemden %60-85 oranında
emilir. Böbreklerden atılır. Yarılanma ömrü 36 saattir. Renal yetersizlik ve prematürelerde yarılanma
ömrü daha uzundur (altı güne kadar uzayabilir). Plasentadan iyi geçer.
Fetüste kalp yetersizliği veya taşikardi olduğunda, anneyi digitalize
etmekle bebek de başarı ile tedavi edilebilir.



Digoksinin
serumda tedavi düzeyi ile toksik düzeyi birbirine yakındır.
0-2
yaş:
Tedavi düzeyi:
2-4 ng/ml
Toksik düzey:
5 ng/ml
<
2 yaş:
Tedavi düzeyi:
1-2 ng/ml
Toksik
düzey:
3 ng/ml
Kinidin,
amiodaron, verapamil ve nifedipin digoksinin serum düzeyini arttırırlar.
(Bunlar veriliyorsa digoksin dozu %25-75 oranında azaltılmalıdır).
Hipopotasemi,
hiperkalsemi, myokardit, ve böbrek yetersizliğinde toksisite daha kolay
ortaya çıkar. Toksik bulgular ortaya çıkarsa digoksin alımı hemen
kesilir. Gerekirse mide yıkanır. Aktif kömür verilir. Serum elektrolit düzeyi
bakılır. Hipopotasemi varsa potasyum verilir. Bradikardi varsa atropin,
aritmi varsa antiaritmik tedavi başlanır.
3-DİÜRETİKLER
Böbreklerden
su ve tuz tutulumunu engelleyerek damar içi volümü ve kalbin yükünü
azaltır.
FURASEMİD
1-2 mg/kg/doz
(K
kaybettirir)
1-4 mg/kg/gün (1-4 doz)
SPİRONOLAKTON:
2-3 mg/kg/gün (2-3 doz)
(K
tutar)

4-
VAZODİLATÖRLER
preload,
afterload veya her ikisini de azaltır.
CAPTOPRİL:
0.5-6 mg/kg/gün (2-3 doz)

5-
BETA AGONİSTLER: Ağır
KKY ve şok durumunda kullanılırlar: İzoproterenol, dopamin, dobutamin ve
adrenalin.
6-NONGLİKOZİD-NONKATEKOLAMİN
AJANLAR
Amrinon
ve milrinon: Kardiyak debiyi arttırır. Diğer tedavi seçeneklerine yanıt
alınmadığında denenir.
7-AKCİĞER
ÖDEMİ VARSA ilaveten MORFİN
ve POZİTİF BASINÇLI VENTİLASYON
KAYNAKLAR:
1.
Nelson Textbook of Pediatrics
(1996)
2.
Moss / Pediatric Cardiology
(1995)
3.
Garson / Pediatric Cardiology
(1998)
4.
Guyton / Physiology Textbook
(1995)
5.
Olcay
Neyzi / Pediatri
(1990)
| |
|
|
|