|
1. ELEKTROKARDİYOGRAFİ (EKG):
Çocukluk
çağında EKG değerlendirmesi erişkinlerden oldukça farklıdır. Ayrıca her
yaş ve dönemin normal ve patolojik EKG bulguları da farklıdır. Ayrı ve çok
geniş bir konu olduğu için burada bahsedilmeyecektir.
2. TELEKARDİYOGRAFİ (TELE):
Röntgen
tüpü göğüse 180 cm uzakta iken postero-anterior çekilen göğüs
filmlerine tele denir. Tele çekilirken aşağıdaki kurallara uyulmaması
halinde yanlış değerlendirmelere yol açar.
1.Ortalama 180 cm uzaklıktan
çekilmelidir. Daha yakından çekilen filmlerde kalp gölgesi magnifikasyondan
dolayı daha büyük görülür (Şekil 1).

2.
Film çekilirken hasta ayakta olmalıdır.
Küçük çocukları ise kollarından tutarak dikey konumda tutmalıdır.
Yatarken çekilen filmlerde kalp yayılacağı için kalp gölgesi olduğundan
daha büyük görülür.
3.
Hasta derin inspiriyumda iken çekilmelidir.
Ekspiriyumda çekilen filmlerde diyafragma yukarıya kalktığından, kalbi de
yukarı kaldırarak kalp gölgesini normalden büyük gösterir. Çok derin
inspiriyumda ise hilus damarları belirginleşir. Küçük çocuklarda ise
inspiriyum yaptırmak mümkün olmaz. Bu nedenle küçük çocuklarda film
rastgele bir zamanda çekilerek inspiriyum veya ekspiriyumda oluşuna göre değerlendirilir.
Bunun için diyafragma üzerindeki kostaların sayısına bakılır. Normal bir
inspiriyum filminde diyafragma hizasının üzerinde 10 arka kosta, 6 ön kosta
olmalıdır. Bu rakamların altında kosta sayılırsa film ekspiriyumda çekilmiştir.
Kalp büyüklüğü ona göre değerlendirilmelidir.
4. Penetrasyon=sertlik
uygun olmalıdır. İlk 4 dorsal vertebra görülmelidir. Sert filmlerde daha
fazla vertebra görülür ve akciğerdeki hafif patolojiler silinebilir. Akciğer
vaskülaritesi (damarlanması) ise azalmış görülür. Yumuşak filmlerde ise
normal dokular bile seçilemez. Akciğer damarları daha belirgin ve damarlanma
artmış görülür.
5. Çekim
simetrik olmalıdır. Trakea orta
hatta olmalı, klavikulalar simetrik olmalıdır. Oblik çekimlerde kalp konfigürasyonu
anormal görülür. Ayrıca röntgen ışınları alttan veya üstten gelmemeli,
tam göğsün ortasına 90o açı
ile santralize edilmelidir. Bunu anlamak için ilk kostanın ön ucuna bakılır.
Eğer 2-3. arka interkostal aralığa denk geliyorsa normal sayılır. Daha
yukarıya geliyorsa apikal-lordotik çekilmiştir. Bu durumda pulmoner
arterlerin ve kalp gölgesinin görünümü değişir. Apeks yukarı kalkmış
gibi görülebilir.
TELEKARDİYOGRAFİ
DEĞERLENDİRME:
Yukarıdaki
özelliklere dikkat edilerek filmin çekiminin uygun olup olmadığı incelenir.
Eğer çekimde uygunsuzluklar varsa ya çekim tekrar edilir veya bulgular elden
geldiğince düzeltilerek dikkatle
değerlendirilir. Tele değerlendirmede aşağıdaki parametrelere bakılır:
1. Kardiyotorasik oran = indeks (KTO): Mediastenin
ortasından dikey bir çizgi çekilir. Kalbin en sağ ve en sol noktasından bu
çizgiye dik çizilerek, bu çizgiye uzaklığı ölçülerek toplanır. Bulunan
değer, diyafragmaya teğet olarak çizilen ve kostaların iç sınırlarına
kadar uzanan toraks çapına bölünür. Bu rakam KTO’yu verir (Şekil 2).

Büyük
çocuklar ve yetişkinlerde normal KTO’nun üst sınırı 0.50’dir. Bu değerin
üzeri kardiyomegalidir. Yenidoğanlarda KTO üst sınırı 0.60, süt çocuklarında
0.55’tir (Bunlarda diyafragma yüksek ve kalp yataydır). Tele mesafesinden çekilmeyen
akciğer filmlerinde ve yatarak ve/veya ekspiriyumda çekilen filmlerde KTO
normalden büyük çıkar. Ayrıca süt çocuklarında timus hiperplazik
olabilir ve kalbin önünü kapattığı için kalp büyükmüş izlenimi
verebilir. Üst mediastenin geniş oluşu ve yan grafide sadece ön mediastenin
dolu olması ve kardiyak muayenenin normal oluşu ile ayırıcı tanıya
gidilebilir.
2. Kalp konfigürasyonu: Telede
kalbin sağ üst konturunu vena kava superior ve çıkan aorta oluşturur (Şekil
3). Çıkan aortanın genişlediği ve total pulmoner venöz dönüş
anomalilerinde vena kava superior genişlediği için (kardan adam görünümü)
bu bölge genişleyebilir. Sağ alt konturu ise sağ atriyum oluşturur. Triküspid
atrezisi, Ebstein anomalisi, triküspid stenoz ve yetersizliklerinde sağ alt
kontur genişler. Kalbin diyafragma
ile komşu olan alt kısmını sağ ventrikül oluşturur. Sağ ventrikül
hipertrofilerinde kalp diyafragma üzerinde yükseldiği için kalbin apeksi
yukarı kalkmış olur (Fallot
tetralojisinde tahta pabuç görünümü). Kalbin sol üst konturunu sırası
ile aort kavsi, pulmoner konus, sol
atriyum appendiksi ve sol ventrikül oluşturur. Aort kavsi aort dilatasyonlarında,
aort anevrizmalarında ve aort koarktasyonunda genişler. Pulmoner konusu ise
ana pulmoner arter ve sol pulmoner arter oluşturur. Pulmoner konus çökük
veya kabarık olabilir.
Pulmoner konus çöküklüğü:
Pulmoner arterlerin gelişmemiş olduğu durumlarda (Fallot tatralojisi,
pulmoner atrezi) pulmoner konus çökük olur.
Pulmoner konus kabarıklığı: Bu
kısmın genişlemeleri ise a) soldan sağa
şantlı hastalıklarda (ASD,VSD, PDA) pulmoner artere fazla kan gittiğinden
ve pulmoner basınç yükseldiğinden, b)
pulmoner stenozda post-stenotik dilatasyona bağlı olarak ve c)
idiopatik pulmoner arter dilatasyonunda (gençlerde, özellikle adolesan kızlarda
görülür, zararsızdır) görülebilir.
Sol atriyum
PA filmlerde görülmez. Çünkü arkada ve özofagusa komşudur. Ancak çok
genişlediğinde, kalbin önüne doğru uzanan appendiksi de genişler ve
indirekt olarak sol atriyum dilatasyonuna işaret eder. Ayrıca sol atriyum
dilatasyonu, kalbin sağ tarafında
çift kontur oluşması ile de tanınabilir. Sol ventrikül genişlemeleri
kalbin sol alt kısmının genişlemesi ile tanınabilir. AY, MY, KKY gibi
nedenlerle sol ventrikül genişleyebilir.
3. Akciğer damarlanması = vaskülaritesi: (Subjektif bir bulgudur. Film kalitesi ve çekim tekniği
ile ve kişiden kişiye değerlendirme değişebilir.)
Hiluslarda bronşlar ve pulmoner venler görülmez. Ancak pulmoner arterler görülür.
Pulmoner arter gölgeleri soldan sağa şantlı hastalıklarda (ASD. VSD, PDA)
çok belirginleşir. Akciğere az kan giden, pulmoner damarların gelişmediği
siyanotik konj. kalp hastalıklarında ise akciğer damarlanması çok azalmıştır.
Akciğer sahaları siyah olarak görülür. Normalde görülmeyen pulmoner
venler ancak akciğerlerde venöz staz olduğunda görülebilir. Akciğerin üst
kısmından gelen venler geyik boynuzu gibi görülebilir. Pulmoner lenfatikler
de normalde görülmezler. Yine akciğer stazında Kerley A ve B çizgileri görülebilir.
EKOKARDİYOGRAFİ (EKO) : Eko,
son yıllarda sağlanan teknik gelişmeler sayesinda pediatrik kardiyolojinin en
güvenilir ve en pratik incelemesi olmuştur. Eko, ultrasonik/yüksek frekanslı
ses dalgalarının bir transdüser aracılığı ile dokulara gönderilmesi ve
dokuların özelliklerine göre gelen yansımaların görüntü haline
getirilmesi esasına dayanır. Avantajları: İnvazif bir yöntem değildir.
Hastaya hiç bir zarar vermez. Tekrar-tekrar ve uzun süreler uygulanabilir.
Tecrübeli ve bilgili kişilerce yapıldığında güvenilirliği (sensitivite
ve spesifite) çok yüksektir. Bu nedenlerle, invazif ve pahalı bir yöntem
olan kalp kateterizasyonu ve anjiografinin çocuk kardiyolojideki kullanım alanını
çok azaltmıştır. Eko’da aşağıdaki incelemeler yapılabilir:
M-mode eko: Kardiyak yapıların (kapaklar, septumlar ve damarlar)
hareketlerini ve fonksiyonlarını belirlemede kullanılır. Bir çok kalitatif
ölçüm yapılabilir.
İki boyutlu (2-dimentional) eko: Kardiyak anatomi iki boyutlu ve
hareketli olarak görülebilir. Defektler, damar anomalileri, kapak darlıkları,
hipertrofiler, dilatasyonlar, perikardiyal sıvı, endokardite bağlı
vejetasyonlar, kardiyak tümörler ve trombüsler görüntülenebilir.
Doppler eko: Kapaklarda, damarlarda ve defektlerdeki kan akımlarını
ve kan akım hızını ölçer. Buna göre kapak darlıklarının ve
yetersizliklerinin derecesini, defektlerden geçen kan akımın miktarını
verir. Ayrıca kan akım hızına göre iki boşluk arasındaki basınç farkını
(basınç gradienti) mmHg olarak verir.
Renkli Doppler eko: Akımları, akım yönüne göre renkli olarak gösterir.
Transdüsere yaklaşan akımlar kırmızı, uzaklaşan akımlar mavi, turbulan
akımlar mozaik renkli görülür.
Transözofageal eko: Göğüs duvarı kalın ve ekojenitesi bozuk
olan hastalarda, bir transdüser yutturularak direkt olarak özofagustan
kardiyak görüntü alınabilir. Çocuklarda genellikle gerekmez.
KALP KATETERİZASYONU VE ANJİOGRAFİ:
Femoral
arter ve/veya venden kateterle (ince, sentetik, kıvrılabilir ve içi boş
borular) girilerek kalp boşlukları ve damarlardan basınç ve kan örnekleri
alınmasına kalp kateterizasyonu, kateter içinden kontrast madde verilerek
damar ve kalp boşluklarının görünür hale getirilmesine ise anjiografi
denir. Anjiografi sırasında, tüm görüntüler filme alınarak daha sonra
hareketli olarak incelenebilir. Bu filmlere sineanjiografi adı verilir.
Sağ kalp kateterizasyonu: Femoral venden perkütan olarak
girilerek, sırasıyla vena kava inferior, sağ atriyum, triküspid kapak, sağ
ventrikül pulmoner kapak, ana pulmoner arter ve dallarının incelenmesidir. Çocuklarda
foramen ovale, ASD, VSD ve PDA gibi defektlerden geçilerek aynı anda sol kalp
kateterizasyonu da yapılabilir.
Sol kalp kateterizasyonu: Femoral arterden girilerek abdominal/torakal
aorta ve aort kapağı yoluyla sol ventriküle ilerleyerek yapılır.
Kateterizasyon
sırasında kalp atımları ve arteriyel tansiyon monitörize edilir. Basınç
kayıtları ve kan örnekleri alınır. Kalp boşluklarından kan/oksijen
saturasyonları ölçülerek sistemik ve pulmoner debi ile sistemik ve pulmoner
dirençler ölçülür. (Normalde sistemik
(Qs) ve pulmoner debi (Qp) birbirine eşittir. Soldan sağa şantlı hastalarda
Qp, sağdan sola şantlı hastalarda ise Qs daha fazladır. Qp/Qs ise akımlar
oranını (AO) verir. Normal AO=1)
İnvazİf
Kardİyolojİ: Kateterizasyon sırasında
artık tedavi de yapılabilmektedir. Bu şekilde eskiden cerrahi olarak yapılan
bir çok işlem daha kolay olarak, daha düşük mortalite/morbidite ile ve daha
ucuz bir şekilde yapılabilmektedir.
1. Balon atriyal septostomi (BAS): Yaşaması kardiyak bir defektin
olmasına bağlı olan bebeklerde, balonlu kateterle interatriyal septumun yırtılarak
ASD yaratılmasıdır. Büyük arter transpozisyonu gibi hastalarda hayat kurtarıcıdır.
2. Blade atriyal septostomi (BBAS): Balonla yırtılamayacak kalın
septumları açılabilir bıçağı olan bir kateterle keserek ASD yaratmaktır.
BAS yapılamayacak kadar geç gelmiş (2-3 aydan büyük) bebeklerde BAS yerine
uygulanmaktadır.
3. Balon valvüloplasti: Dar olan pulmoner, aort, mitral ve triküspid
kapakları balonlu kateterle genişletmektir. Ameliyattan hem kolay, hem ucuz,
hem de daha az risklidir.
4. Anjiyoplasti: Dar olan damarların (koroner, aort koarktasyonu
vb) balonlu kateterle genişletilmesidir. Ameliyatların yerini almaktadır.
5. ASD, VSD ve PDA’nın kapatılması: Yine son yıllarda bazı
defektler kateterlerle kapatılabilmektedir. Henüz rutin olarak kullanılmamaktadır
EGZERSİZ TESTİ (ET): İstirahatteki
kardiyak debi, maksimal egzersiz ile 5-7 kat artırılabilir. Bu artırılabilen
miktara kardiyak rezerv kapasitesi denir. Çeşitli kalp hastalıklarında bu
kapasitesi azalır. ET, ya treadmill (yürüyen band) ya da bisiklet ile yapılır.
ET ile aşağıdakiler araştırılabilir:
1.
kardiyak rezerv kapasitesi,
2.solunum
fonksiyonları,
3.myokardiyal
iskeminin araştırılması,
4.egzersizle
uyarılabilen disritmilerin ortaya çıkarılması,
5.senkop
ve göğüs ağrısının kardiyak bir nedeninin olup olmadığının araştırılması...
HOLTER MONİTÖRİZASYON (ambulatuar EKG): EKG
ile belirlenemeyen ve günün herhangi bir zamanı gelebilen disritmi ataklarının
belirlenmesinde kullanılır. Elektrotlarla göğüs duvarına bağlanan, taşınabilir
ve ortalama 24 saatlik hafızası olan kaydedici ile bir gün boyunca tüm kalp
atımları EKG şeklinde kaydedilir. Daha sonra bilgisayar yardımıyla tüm kayıtlar
incelenir.
TRANSTELEFONİK EKG (TTE):
Daha seyrek gelen ve holterle yakalanamayan disritmi atakları için 2-4 hafta süreyle
ve taşınabilir bir aletle, hastanın yakınması olduğunda
EKG kaydı yapılabilen ve bu kaydı ses sinyalleri şeklinde telefonla
belirli merkezlere aktarıp, gereğinde hemen cevabının ve önerilerinin
alınabildiği bir sistemdir.
KAYNAKLAR:
Nelson
Textbook of Pediatrics (2000)
Guyton
Physiology Textbook (1995)
Moss
Pediatric Cardiology (2001)
Olcay
Neyzi Pediatri (1990)
Garson
Pediatric Cardiology (1998)
|