|
İntrauterin
hayatta pulmoner arterler son derece kalın duvarlıdır ve pulmoner vasküler
direnç aortadan yüksektir. Çünkü sağ ventrikül kanının büyük kısmı
açık olan duktus arteriozus aracılığı ile inen aortaya atılır (Şekil
1). Doğumdan sonra akciğerlerin mekanik
genişlemesi ve alveoler hipoksinin
ortadan kalkması ile pulmoner direnç düşer. Ayrıca pulmoner direncin düşmesinde
asetil kolin, bradikinin ve vazodilatör
prostoglandinlerin de rolü vardır. Ayrıca duktus arteriozus ve foramen
ovale kapanır ve sağ ventriküle gelen sistemik venöz kanın tamamı akciğerlere
yönlendirilmiş olur. Doğumu izleyen ilk saatler ve günler içinde pulmoner
arter basıncı yarıya düşer. Pulmoner
basınç erişkin düzeyi olan 10-20 mmHg’ya düşmesi ise 1-3 hafta sürer.
Eğer büyük VSD, büyük PDA gibi belirgin sol-sağ şant varsa, bu süreç
daha yavaş işler ve pulmoner basınç
6-8 hafta içinde normale iner. Bu
nedenle böyle yenidoğanlarda sol-sağ şant pulmoner basıncın düşmesiyle
giderek artar ve kalp yetersizliği bulguları da ancak 4-6 haftadan sonra
ortaya çıkar.

FİZYOPATOLOJİ-PATOLOJİ:
Pulmoner
hipertansiyon kendisi bir hastalık değil, pulmoner damarlarda çeşitli
nedenlerle oluşmuş obstrüksiyon sonucu ortaya çıkan bulguların genel adıdır.
Pulmoner damar yatağının yüksek basınç, yüksek volüm veya hipoksiye
maruz kalması sonucu damar duvarlarında dejenerasyon oluşmaya başlar. İntimada
önce proliferasyon ve daha sonra fibroz, mediada önce hipertrofi, sonra
incelme ve fibroz gelişir. Daha sonra da nekrotizan arterit gelişir ve küçük
damarlar giderek daralırlar ve oblitere olurlar. Patolojik bulgulara göre yapılan,
Heath-Edwards sınıflamasına göre grade
1 ile 6 arasında derecelendirilebilir. Grade 1-2 reversibl, grade 3-4 kısmen reversibl, grade 5-6 ise
irreversibldir. İrreversibl olan formuna Eisenmenger sendromu da denir. Eisenmenger sendromunda pulmoner basınç
ve pulmoner direnç sistemik düzeyi geçmiş, defektten şant tersine dönmüş,
sağ-sol şant başlamıştır.
KLİNİK
BULGULAR: Pulmoner
hipertansiyonun derecesine göre muayenede, sağ ventrikül aktivitesinde artış,
S2’de çiftleşme ve sertleşme, PY ve TY üfürümü vardır. Telede pulmoner
konusta belirginleşme ve akciğer damarlanmasında artış (Şekil 2), EKG’de
sağ aks deviasyonu ve sağ ventrikül hipertrofisi ortaya çıkar. Eisenmenger
sendromu gelişince sağ-sol şant
nedeniyle siyanoz, çomak parmak, polisitemi, dispne, çabuk yorulma, kalp
yetersizliği, hemoptizi, bakteriyel endokardit ve ani ölüm görülür.
Telekardiyografide pulmoner konus belirgin, proksimal pulmoner arterler geniş
olarak kalırken distal pulmoner arterler tıkandığı için periferde akciğer
damarlanması azalmıştır (Budanmış ağaç
manzarası ). Hastalarda klinik bulgular pulmoner hipertansiyonun gelişme hızına
bağlı olarak değişkendir. Geniş VSD ve büyük PDA gibi hastalıklarda
eisenmenger sendromu birkaç yılda, hatta ilk yaş içinde gelişebilirken
ASD’de bu süre 20-30 yıl gibi uzun olabilir.
PROGNOZ:
Genellikle
hastalar orta yaşlara ulaşamadan kaybedilirler.
TEDAVİ:
Kalp
yetersizliği tedavisi, polisitemi varsa flebotomi, vazodilatörlerle
(kalsiyum kanal blokerleri ve prostasiklin) tedavi ve
son çare kalp-akciğer naklidir.
ETYOLOJİ:
Yenidoğanın pulmoner damarları hipoksiye son derece duyarlıdır. Hipoksi
yapan nedenler ve bazı metabolik bozukluklar pulmoner vazokonstriksiyon yaparak
pulmoner direnci ve pulmoner basıncı yükseltir. Bunun sonucunda açıksa PDA
yoluyla veya foramen ovale yoluyla sağ-sol şant başlar. Perinatal asfiksi (HİE), hyalen membran (RDS), mekonyum aspirasyonu,
konjenital diyafragma hernisi, polisitemi (hiperviskozite sendromu) ve bazı
metabolik bozukluklar (hipoglisemi) en sık görülen nedenler arasındadır.
KLİNİK:Dispne,
takipne, burun kanadı solunumu, retraksiyon, inleme, siyanoz, kalp yetersizliği,
takikardi ve şok tablosu görülür.
TEDAVİ:
Altta
yatan nedene yönelik tedavi esastır. Supportif olarak oksijen, mekanik ventilasyon, asidoz
tedavisi, tolazolin, ECMO (ekstrakorpereal membran oksijenatörü) kullanılabilir.
|